Babamın Ardından..

Toplam: 0 kişi bu bölümde; 0 Misafir
472 Kez görüntülendi.
İlçe İnsanının Kaleme Aldığı Yazılar
Haşim İmamoğlu
Konu: 3503
Yorum: 623
Organizatör
Babamın Ardından..

Babam bu dünyadan ayrılalı 12 gün oldu. Ömrü boyunca hep yaptığı gibi, gündelik işlerin tam ortasında alelacele bir şekilde inandığı ve iman ettiği asıl yurduna göç etti. 5 Temmuz 2018’de 62 yaşındaydı… içindeki yaşama sevinci ise 20 lerinde…

Bana göre, insan babası zihninde ne ise kendisi de odur. Uzun süredir düşündüğüm bir şeydi, babamla özdeşleşen ne varsa ihmal etmemin sebebi bunları babamın yaptığını biliyor olmak mıydı? Nerede bir akraba varsa bulup ziyaret etmek, yaşlılara en sıkı dostları gibi yaklaşmak, hasta kim varsa yanlarına gidip hal hatır sormak ve bütün cenazelere katılmayı yapılması en elzem işlerden biri görmek. Babam benim için bu dördüydü ve bu dört şey de hayatta en fazla ihmal ettiklerim. Sanırım bir tesadüf değil, 37 yaşındayım ve ‘nedir kendinde gördüğün eksikler’ sorusuna vereceğim ilk dört cevap, babamın yapmayı en çok sevdiği şeyler…

Bu dört şeyin yapılmadığını bildiğim bir dünyada ben, oğlu Ali, nasıl biri olacağım? Şimdilik hiçbir fikrim yok…

Babası oğlunu sadece tamamlamaz, kendine benzetir ve şekillendirir de… Aceleciliği, yapılacak olan şeyin zamanında yapılmasına yönelik saplantı derecesindeki hassasiyeti, kendisine verilen dünyevi ya da dini bilgiye dair mesafeli duruşu, aşırı açık sözlülüğü ve kimseyle küs kalmayı becerememek sanırım bana bıraktığı en güzel miraslar. Elbette bir mirasyedi olarak, ondan iyi değildim ve olamayacağım da. Ne de olsa onu o yapan zorlu hayatı, bunaltıcı çabaları, yorgunlukları hep üstüne alıp, oğlu bunlarla imtihan olmasın diye mücadele eden adamdı babam.

Kabul ediyorum, insan babasını kendinden soyutlayarak anlatamaz. Yine de bildiğim ve anlayabildiğim kadarıyla babama dair bir şeyler söyleyebilirim. Şoför, bakkalcı, kanaviçe sanatkârı, kasap ve hepsinden de fazla inşaat ustasıydı. Hayatını yorularak ve saati saatine emek vererek kazandı. Benim gibi, çalışmadığı, tembellik edip internette sörf yaptığı, arkadaşları ile gevezelik ettiği mesai saatlerinin dahi maaşını alabilecek bir çalışma konforu yoktu. Her emeğinin karşılığını almadı ama ne kazandıysa onun emeğini verdi. 62 yaşındayken bile, geçirdiği son Ramazan ayında dahi elinde keser çatı inşaatlarındaydı. Bu sefer ihtiyacı olduğundan değil, boş durmanın bunaltıcı sıkıcılığından kaçmaktı gerekçesi. Ama ne olursa olsun ömrünün son gününe kadar emeğine alın teri akıttı. Kalp krizi onu yakaladığı anda dahi, elinde tırpan Trabzon’un zorlu doğa şartlarında çayır kesiyordu babam.

Ömrünün son beş yılında sosyal medya ile tanıştı. Tam kendisine göre bir şeydi. Tanıdığı ve tanımak istediği bir çok kişiye kolayca ulaşabileceği bir mecra bulmuştu sonunda. Vefatının ardından Facebook fotoğraflarını indirirken babamı hep üç halde buldum: seyahat ederken, yaşlı ve hasta ziyaretinde, cenazede. Cep telefonundaki Watsapp ve Messenger yazışmalarını okurken de şu dört şeydi dikkat çekici olan: ‘şu senin halanın oğlu tanıdın mı’ gibi resim paylaşımları, falanca kişinin cenazesi var geliyor musun? davetleri, Dedesinin ‘oğul balı’ ifadesiyle paylaştığı torunlarının fotoğrafları ve ‘yolculuk filanca yere’ temalı duyurular.

Hiç tartışmadık, ama hiç de birbirimizi öpmedik… uzun süre görüşmeyip karşılaştığımızda en fazla kucaklaştık sadece. Çocukluğumda otoriter bir babaydı ama asla kızgınlığı uzun sürmez, hemen barışmayı teklif ederdi. Belki de bu yüzden babama hiç kızgın olamadım, ve iyi ki de böyle yaşamışız… Bir oğul babamla hiç tartışmadım diyebilmeli, babasını kaybettiğinde bütün arşivi karıştırıp bulduğu küçük pişmanlıklar dışında hep güzel hatırlanacak bir babayla yaşamalı oğullar.

Keşke daha çok vakit geçirseydim, keşke “baba sana dünyadaki en güzel baklavayı yedireceğim” vaadim için Eylül’e kadar bekleseydi, keşke yayladaki evi restore etmeyi planladığımız o yaz artık imansız bir şey olmasaydı, keşke böylesine gezmeyi seven bir adama verdiğim ‘baba arabanı yenileyelim’ sözünü tutabileceğim kadar yaşasaydı…

Gelip geçici gördüğün ve asla büyüsüne kapılmadığın bir dünyayı bırakıp gittin, ‘müminin gerçek mutluğunu ordadır’ dediğin yerdesin artık. Mezarlarını arayıp bulduğun büyük büyük dedelerinle, dedelerinin amcalarıyla, bu dünyada çok arayıp izlerine ulaşamadığın uzak akrabalarınla artık doyasıya vakit geçir.

Bize, bir veda imkanı bulamamanın belki de hiç silinmeyecek hüznünü bıraksan da, iyi bir babanın hatırası sanırım bir oğula bırakılabilecek en güzel miras… Allah’ın rahmetine emanet ol… El-Fatiha

Ali BALCI 


Fotoğraflar
  • #
  • #

Ekleme Tarihi: 28/12/2018 13:26:53

reklam