...muşmula...

Toplam: 0 kişi bu bölümde; 0 Misafir
167 Kez görüntülendi.
İlçe İnsanının Kaleme Aldığı Yazılar
Mehmet Zeyd Imamoğlu
Konu: 22
Yorum: 103
Görsel Tasarım
...muşmula...

sanırım bir bahar günüydü.

mehmet selim ile kur’an kursundan çıkmış eve gidiyorduk.

dik patika yolu bitirip araba yoluna gelmiştik.

araba yolundan devam etmek yerine, salih efendiler diye bilinen komşularımızın arazisine daldık.

bu ani yol değişimini hep yapardık.

kah kohlaca deresi, kah sırt hakkılar, kah yol boyu…

bu kez de salih efendiler üzerinden eve varmayı düşünmüştük.

bizim oraların deyimiyle kabandan yani dik bir yokuştan araziye çıktık.

ilçe merkezine yakın ve ilçenin genel arazi yapısı düşünüldüğünde düz bir fındıklıktı.

fındıklıktaki muşmul (biz muşmulaya muşmul deriz) ağaçları dikkatimizi çekti.

bizim bildiğimiz muşmulalardan farklı olarak dallardan epey iri muşmulalar sarkıyordu.

farklı ağaçlara çıktık ve bu bizi cezbeden muşmulaların tadına bakmaya başladık.

daha çekirdeklerine ulaşmadan çöpünü atıyor, daldan bir yenisini daha koparıp yiyorduk.

bizim oralarda, meyve ağaçlarına çıkan çocuklara pek ilişen olmazdı ama bizimkiler “kimsenin meyvesine dokunmamamızı” tembih ederdi.

oysa rahmetli dedem, gelen geçen yesin diye meyve ağaçlarını yol kenarına dikerdi.

buna rağmen komşuların ağacından bir elma dahi koparmamıza izin vermezlerdi.

konuya dönecek olursak, karşı ağaçta muşmula yiyen mehmet selim’in gözden kaybolduğunu fark ettim.

daha kendisine seslenmeden, benim çıktığım ağacın hemen önünde raciye ablayı gördüm.

başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü.

çok ama çok utanmıştım.

elinde orak, ot kesiyordu.

sırtı bana dönüktü ve uzun bir süre benden habersiz(!) ot kesmeye devam etti.

ağaçtan nasıl ve ne kadar süre sonra indiğimi hatırlamıyorum.

çocuk aklımla beni görmediğini düşünmüş ve yoluma devam etmiştim.

raciye abla şimdi 80’li yaşlarda sanırım.

geçen yıl kendisine yaşadığım bu durumu anlattım ve helallik istedim.

olayı hatırlamadığını söyledi ilkin.

sonra, yıllar geçse de değişmeyen o güzel sesiyle kahkaha attı ve “ananın ak sütü gibi helal olsun” diyerek her zamanki gibi bana dua etti.

işte o zamanın yetişkinleri de çocukları da böyleydi.

harama el süren çocuklar utanır, mal sahibi de çocukları utandırmamak için yüzünü hiç dönmezdi çocuklara.

şimdilerde “göz hakkı” diye bir şey icat olmuş.

ben ilk defa kızılcık’taki çocuklardan duydum bunu.

göz hakkı yani “gördüğün meyveyi canın çekerse sahibinden izin almadan yiyebilmenin” dini(!)” terimi.

bu ülkede yıllardır harama el uzatanlar da “göz hakkını” kullanmışlar sanırım.

“kul hakkını” hatırlama gereği bile duymadan…

Selametle efendiler…

 

22 nisan 2017/göksun

/ejder bey




Ekleme Tarihi: 05/01/2019 00:09:54

reklam
Ismail Öztürk
Konu: 165
Yorum: 283
Teknik Sorumlu
Eline sağlık,
memlekete gitmiş ve bu duyguları yaşamış gibi oldum.
Buraları fazla boşlama benden demesi :)

Ekleme Tarihi: 23/01/2019 20:30:03